EBU’L-A’LÂ EL-MEVDÛDÎ

İslam dünyasında tefsir alanında önemli bir yere sahip olan, yüzyılımızın adını duyuran seslerinden biri olan Mevdudi ve onun Tefhimu' l-Kur' an isimli tefsiri içerisinde yer alan orijinal görüşleri Kuran’a dair okumalarda bulunanların daima dikkatini çekmektedir.

Mevdudi kendine has bir sistem ve üslupla pek çok müfessirin üzerinde durmakta zorlandığı konuları açık yüreklilikle dile getirmiş ve bu konuda da yaşadığı coğrafyada bazı bedeller ödemek durumunda kalmıştır. Ama kendisi ne pahasına olursa olsun Kur' an ve sünnet merkezli olarak oluşturduğu fikirlerini eserlerinde savunmaktan kaçınmamıştır.

EBU’L-A’LÂ EL-MEVDÛDÎ

İslam dünyasında tefsir alanında önemli bir yere sahip olan, yüzyılımızın adını duyuran seslerinden biri olan Mevdudi ve onun Tefhimu' l-Kur' an isimli tefsiri içerisinde yer alan orijinal görüşleri Kuran’a dair okumalarda bulunanların daima dikkatini çekmektedir.

Mevdudi kendine has bir sistem ve üslupla pek çok müfessirin üzerinde durmakta zorlandığı konuları açık yüreklilikle dile getirmiş ve bu konuda da yaşadığı coğrafyada bazı bedeller ödemek durumunda kalmıştır. Ama kendisi ne pahasına olursa olsun Kur' an ve sünnet merkezli olarak oluşturduğu fikirlerini eserlerinde savunmaktan kaçınmamıştır.

Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi Ve Peygamberin Hayatı Mevdudi

İslâm nimeti her devirde insana ancak iki kaynaktan gelmiştir. Birincisi, Allah`ın kelâmı, ikincisi Allah`ın peygamberleri (Allah`ın selâmı onların üzerine olsun) . O peygamberler ki Allah-ü Tealâ tarafından sadece kelâmını yaymak, buyruklarını duyurmak ve açıklamakla değil, aynı zamanda bunların nasıl tatbik edildiğini ve başkalarına nasıl örnek olabileceklerini göstermek için de görevlendirmişlerdir. Peygamberler aynı zamanda, Kur`an`ın belirlediği amaçları varılabilmesi için, fertler ile toplumu denetlemeye, insan hayatının eksikliklerini düzeltmeye de memurdurlar.Hem Kur`an-ı Kerim, hem Hz. Muhammed (s.a.v.) in vazifesi aynı olup, aynı amacı taşımaktadırlar. Onları gerçek anlamda kaavramamız, ancak o vazife ve amacı anlama derecemize bağlıdır. Bu gerçek unutulduğu takdirde, Kur`an-ı Kerim yalnız sözler yığını ve siret-i mübarek de sadece bir hayat hikâyesi ve olaylar zincirinden ibaret kalır.

Şamil İslam Ansiklopedisi

Hz. Peygamber (s.a.s.)'e ilk vahiy Milâdi yedinci yüzyılın başında Mekke câhiliye ortamında geldi. İslâm o günden zamanımıza kadar her dönemde ayrı usullerle tebliğ edilegelmiştir. İslâm'ın asli kaynakları olan Kur'an ve Sünnet yepyeni bir kavram sistemi ortaya koymuş ve bu sistem çerçevesinde insanların karşılaştığı problemler tanımlanarak hükümler belirlenmiştir. Müslümanların hayatın içinde karşılaştıkları yeni problemleri, ilgili oldukları kavram çerçevesi içerisinde ictihadlarla çözüme kavuşturabilmeleri bu dinin en güzel ve bâriz özelliklerinden biridir. Dolayısıyla çeşitli durum ve yaşama araçlarının inançlarla mutabakat sağlaması konusunda gösterilen hassasiyet, müslümanları her dönemde tebliğe yöneltmiş, bu tebligin Kur'an ve Sünnet ışığında şekil ve usul degiştirmesi ve yeni metodların ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur.

Riyaz'üs Salihin İmam Nevevi

Hadis kaynakları arasında önemli bir yer teşkil eden İmam Nevevi'nin muazzam eseridir.
Tam adı riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn olan eser, imam nevevî'nin çalışmaları arasında önemli bir yer tutar. Nevevî bu kitabını, 45 yıllık kısa fakat çok verimli hayatının en olgun ve bereketli dönemleri kabul edilen bir yaşta, 40 yaşlarında yazdı. bundan üç sene önce de, bir başka önemli eseri el-ezkâr'ı telif etmişti. Riyâzü's-sâlihîn'in telifi, 14 ramazan 670 (1271) tarihinde bir pazartesi günü tamamlandı.
İmam nevevî, kitabını yazarken bazı prensipler gözettiğini eserinin önsözünde belirtir. Buna göre riyâzü's-sâlihîn'in başlıca özellikleri şunlardır:
_İnsanlara dünya ve âhiret saâdetini kazanma yollarını gösterecek, zâhirî ve bâtinî edepleri elde etmelerini sağlayacak, iyiyi ve güzeli teşvik, kötüden ve çirkinden uzaklaşmayı temin edecek sahih hadislerden oluşan muhtasar bir kitap olacaktır.

Yoldaki İşaretler Seyyid Kutup

İslami uyanış eylemi nasıl başlayacak? Bu görevi üstlenecek bir öncü cemaat lazımdır. Bu yola baş koymuş cemaat... Dünyanın her köşesindeki cahiliyeyi yok etmek için yola çıkmış bir cemaat... "Yoldaki İşaretler"i, işte gelmesi umutla beklenen bu öncü cemaat için yazdım.
-Seyyid Kutup-

Siz kardeşlerimize tanıtmaya çalışacağımız ikinci kitap, üstad Seyyid Kutub’un “Yoldaki İşaretler” adlı eseri. Elimizde, bu kitabın Pınar Yayınları tarafından 1997 yılında yapılmış dördüncü baskısı var. Çeviriyi ise Abdi Keskinsoy yapmış.

Hiç kuşkusuz Seyyid Kutub’un "Yoldaki İşaretler’’ kitabında üzerinde durduğu en önemi konulardan biri "cahiliyye" kavramı ve bu kavramın özellikleridir. O, “cahiliye toplumu” diye isimlendirdiği bu topluluğun özelliklerini, oluşmasını arzu ettiği İslam topluluğu ile karşılaştırırken şöyle seslenmektedir:

İmamın Manken Kızı Emine Şenlikoğlu

Zalimden alim, alimden zalim doğar, sözünü doğrulayan babasınının değerlerinden nefret eden bir genç kızın öyküsü İmamın Manken Kızı!.
Fatma , evin genç kızıydı. Zeki ,sürekli kitaplar okuyan bir gençti. Fatma’nın babası imamdı.Fatma , babasının imam olmasına tahammül edemiyordu.Çünkü , Fatma küçükken bazı insanlardan bir şeyler duymuştu İmamlık mesleği ile alakalı. O yüzden Fatma babasının bu mesleğini hiç sevememişti.

İmam Gazali İhyâ_U Ulûmi'ddîn

İhyâ-u Ulûmiddin, İmâm-ı Gazâlî’nin en kıymetli eseri olarak gösterilir. Osmanlı âlimlerinden Saffet Efendi, Tasavvufun Zaferi isimli eserinde, bu eser hakkında “Öyle kıymetli bir eserdir ki, Kur’ân-ı Kerîmin ve Peygamber Efendimizin hadislerinin mânâlarını Müslümanlara anlatmak ve Allah Teâlânın kullarına doğru yolu göstermek, huzur ve saâdete kavuşturan İslâm ahlâkını öğretmek için, din âlimleri olarak elimizde bundan başka hiçbir kitap bulunmasaydı, yalnız bu kitap kifayet ederdi” ifadelerini kullanmıştır.

İnsanın hem dış hem de iç dünyasına seslenen bu eser, zâhir ve bâtın ilimleri uzlaştıran, fıkıh ile tasavvufu kaynaştıran eşsiz bir örnektir. Eserde şer'î ilimlerin arka planları üzerinde durulur.

Bir Devre Damgasını Vuran Adam; Osman Yüksel Serdengeçti

Serdengeçti Serdengeçti,
Anadan, babadan, yardan geçti.
O; mübarek davası uğruna,
Çile üstüne çile çekti.

Allah yolunda, vatan yolunda, millet yolunda; anadan, babadan, yardan geçen Osman Zeki Yüksel, nam-ı diğer; Serdengeçti, Antalya’nın Akseki İlçesi’nde 15 Mayıs 1917 tarihinde dünyaya gözlerini açmıştır. Merhum Akseki müftüsü Salim Yüksel’in oğlu, eski Diyanet İşleri Başkanları’ndan Ahmet Hamdi Akseki’nin ise yeğenidir.

İlkokulu Akseki’de, ortaokulu ise yatılı olarak Antalya’da okumuştur. Lise tahsilini ise, Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamlamıştır.

Yunus Emre, İslam Aydinlik Çaglarinin Bir Harikasidir

Yunus Emre

Yunus Emre'nin 13. yüzyilin ortalarinda, Anadolu Sakarya irmagi cevresinde bir köyde dogdugu ve 14. yüzyilin ilk yarilarinda yine o civarda öldügü saniliyor. Bazi kaynaklara göre egitimden yoksun (ummi), okuma yazma bilmeyen biriydi. Kesinlikle bildigimiz; onun köy kökenli olusudur. Yunus'un Türk dilini kullanmasi da bunu gösteriyor. Cünkü:

O zamanlarda Anadolu sehir hayatinda ilim ve edebiyat dili olarak Arapca ve Farsca etkinligini sürdürüyordu....

Yunus Emre, Anadoluda, Türk dilini harika bir sekilde kullanan ilk sair olmustur. Siirlerinden anlasildigina göre;caginin din ve dünya bilgilerine hic de yabanci degildir. Hatta, biraz Farsca ve Arapca bildigi ve böylece Islam kaynaklarindan uzak kalmadigi, büyük Mutasavvif Mevlana Celaleddin Rumi ile iliskisi bulundugu, dervis olarak tüm Önasyayi gezip dolastigi anlasilmaktadir.

M. Esed’in ve Ötekilerin Meâl ve Tefsirlerindeki Yanlışlar

BELÇİKALI mühtedi Müslümanlardan Abdülaziz kardeşimizden bizzat dinledim: Şu anda tam tarihini hatırlamıyorum, 1975 veya 1977’de olacak, hacca gitmiş, dönüşte bazı İslâm ülkelerine de uğramış. Tanca’da meşhur Muhammed Esed’i de ziyaret etmiş. Bu zat Avusturyalı bir Yahudi iken ihtida eden çok zekî, çok kültürlü, çok ziyalı (aydın) bir kişidir; Arapça dahil olmak üzere beş altı lisan bilirdi. Bizde daha ziyade, İngilizce’den Türkçe’ye çevrilen Kur’ân meâli ve tefsiri ile tanınır.
Muhammed Esed, Tanca’da bahçe içinde bir villada yaşıyormuş. Abdülaziz ve yanındakiler kaşane gibi evde hazretin üçüncü hanımını görmüşler. Amerikalı bir hanımmış, dekolte kıyafetliymiş, elinde bir sigara ağızlığı varmış, misafirleri görünce “Hello!..” demiş.
Belçikalı mühtedi dostum, büyük ve tanınmış bir İslâm mütefekkirinin (düşünürünün) hanımının kıyafetinden rahatsız olmuş; bize taaccüp ve üzüntü ile bahs etmişti.

Muhammed Esed ve Kur’an Mesajı isimli Meâl-Tefsiri

Değerli okuyucular! “Sonradan müslüman oldu.” görülen niceleri var ki, aslında müslüman olmadığı halde öyle görünmüşler. Onlar Müslüman görünmeye mecburdurlar, çünkü vazifelidirler. Esed’in müslüman olmadan yaptığı yolculuklar, insanın aklına böyle şeyler getiriyor. Sanki İslâm âlemine hususi olarak gönderilmiş…
Kur’an Mesajı” isimli eser Muhammed Esed’e ait. Eser hakkında bilgi vermeden önce, kısaca eserin sahibini tanıyalım.
Yahudi bir ailenin çocuğu olan Muhammed Esed, Ukrayna’nın Lvov şehrinde 1900 yılında doğdu. Anne tarafından dedesi bir Yahudi hahamı idi. Ailesinden husûsi bir Yahudilik eğitimi aldı.
Öyle ki, 13 yaşında İbrâniceyi su gibi biliyor, Tevratı ve Yahudiliğe ait diğer kitapları rahatça okuyordu.
Esed 14 yaşındayken âile Viyana-dadır. 20 yaşına gelen Esed, Viyana’yı terk ederek Prag’a, oradan da Berlin’e geçer. Orada film yönetmenliği ve senaristlik yapar. United Telegrabt adlı ajansta muhabir olur.

Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi

Kadim dostum ve meslektaşım İhsan Işık'ın yıllardan beri yayına hazırladığı Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi'nin genişletilerek 10 cilde çıkarılan yeni baskısının yayınlanması, son ayların en önemli kültür olayıdır. 10 ciltlik bu resimli ve örnekli ansiklopedide 10.366 biyografi şiir, hikaye ve deneme örnekli ve indeksli olarak yer alıyor. İhsan Işık'ın insana şaşkınlık veren bu genişletilmiş çalışmanın yeni adı. Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi...

İslam dünyasının dayanılmaz cazibesi!

İslam dünyasını çok iyi bildiğinden şüphe duyulmayan bir akademisyen, Michigan Üniversitesi tarih bölümünde öğretim görevlisi, gazete haberleri ve TV programlarından ismine ve yüzüne aşina olduğumuz bir analist Juan Cole. Geçen ay yeni bir kitabı çıktı: Engaging the Muslim World (İslam Dünyasının Cazibesi).
John Esposito’nun “herkes mutlaka okumalı” dediği bu kitap, benim de sakin bir kafayla yeniden okuyacağım dediğim kitaplar arasına şimdiden girmiş durumda.

İslam sanatının kaynaklarına doğru

İslam sanatı, üzerinde çalışanları bazı temel sorunlar konusunda dâima bir zihin karışıklığına sürükleyecek içerimlere sahip olmuştur.
Özgün bir İslam mimarisinin olup olmadığı ya da İslamî dünya görüşü gereği figüratif sanatın yasaklanmış olup olmadığı hakkında tekrar eden sorgulamaların altında, kuşkusuz, İslam sanatına ve bu sanatın kaynağını oluşturan Kuran’a ilişkin bilgi eksikliği yatmaktadır. Titus Burckhardt’ın İslam Sanatı: Dil ve Anlam başlıklı yapıtının önemi, bu sorulara anlaşılır ve inandırıcı yanıtlar vermesinin ötesinde, tüm yargılarını Kur’an merkezli bir yaklaşımla sınamasından kaynaklanmaktadır. Burckhardt’ın Kur’an merkezli yaklaşımı, İslam sanatının belirli bir zihinsel arka plana dayandırılmasını da sağlamaktadır; çünkü yazar bu sanatı, art arda sıralanan bir formlar tarihi olmaktan çıkarmakta, belli bir tarihte belli koşullarda üretilen formların niçin başka türlü değil de o şekilde yapıldığını, İslam düşüncesine nüfûz ederek yanıtlamaya çalışmaktadır.

İçeriği paylaş