Bir Devre Damgasını Vuran Adam; Osman Yüksel Serdengeçti

Serdengeçti Serdengeçti,
Anadan, babadan, yardan geçti.
O; mübarek davası uğruna,
Çile üstüne çile çekti.

Allah yolunda, vatan yolunda, millet yolunda; anadan, babadan, yardan geçen Osman Zeki Yüksel, nam-ı diğer; Serdengeçti, Antalya’nın Akseki İlçesi’nde 15 Mayıs 1917 tarihinde dünyaya gözlerini açmıştır. Merhum Akseki müftüsü Salim Yüksel’in oğlu, eski Diyanet İşleri Başkanları’ndan Ahmet Hamdi Akseki’nin ise yeğenidir.

İlkokulu Akseki’de, ortaokulu ise yatılı olarak Antalya’da okumuştur. Lise tahsilini ise, Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamlamıştır.

Yunus Emre, İslam Aydinlik Çaglarinin Bir Harikasidir

Yunus Emre

Yunus Emre'nin 13. yüzyilin ortalarinda, Anadolu Sakarya irmagi cevresinde bir köyde dogdugu ve 14. yüzyilin ilk yarilarinda yine o civarda öldügü saniliyor. Bazi kaynaklara göre egitimden yoksun (ummi), okuma yazma bilmeyen biriydi. Kesinlikle bildigimiz; onun köy kökenli olusudur. Yunus'un Türk dilini kullanmasi da bunu gösteriyor. Cünkü:

O zamanlarda Anadolu sehir hayatinda ilim ve edebiyat dili olarak Arapca ve Farsca etkinligini sürdürüyordu....

Yunus Emre, Anadoluda, Türk dilini harika bir sekilde kullanan ilk sair olmustur. Siirlerinden anlasildigina göre;caginin din ve dünya bilgilerine hic de yabanci degildir. Hatta, biraz Farsca ve Arapca bildigi ve böylece Islam kaynaklarindan uzak kalmadigi, büyük Mutasavvif Mevlana Celaleddin Rumi ile iliskisi bulundugu, dervis olarak tüm Önasyayi gezip dolastigi anlasilmaktadir.

M. Esed’in ve Ötekilerin Meâl ve Tefsirlerindeki Yanlışlar

BELÇİKALI mühtedi Müslümanlardan Abdülaziz kardeşimizden bizzat dinledim: Şu anda tam tarihini hatırlamıyorum, 1975 veya 1977’de olacak, hacca gitmiş, dönüşte bazı İslâm ülkelerine de uğramış. Tanca’da meşhur Muhammed Esed’i de ziyaret etmiş. Bu zat Avusturyalı bir Yahudi iken ihtida eden çok zekî, çok kültürlü, çok ziyalı (aydın) bir kişidir; Arapça dahil olmak üzere beş altı lisan bilirdi. Bizde daha ziyade, İngilizce’den Türkçe’ye çevrilen Kur’ân meâli ve tefsiri ile tanınır.
Muhammed Esed, Tanca’da bahçe içinde bir villada yaşıyormuş. Abdülaziz ve yanındakiler kaşane gibi evde hazretin üçüncü hanımını görmüşler. Amerikalı bir hanımmış, dekolte kıyafetliymiş, elinde bir sigara ağızlığı varmış, misafirleri görünce “Hello!..” demiş.
Belçikalı mühtedi dostum, büyük ve tanınmış bir İslâm mütefekkirinin (düşünürünün) hanımının kıyafetinden rahatsız olmuş; bize taaccüp ve üzüntü ile bahs etmişti.

Muhammed Esed ve Kur’an Mesajı isimli Meâl-Tefsiri

Değerli okuyucular! “Sonradan müslüman oldu.” görülen niceleri var ki, aslında müslüman olmadığı halde öyle görünmüşler. Onlar Müslüman görünmeye mecburdurlar, çünkü vazifelidirler. Esed’in müslüman olmadan yaptığı yolculuklar, insanın aklına böyle şeyler getiriyor. Sanki İslâm âlemine hususi olarak gönderilmiş…
Kur’an Mesajı” isimli eser Muhammed Esed’e ait. Eser hakkında bilgi vermeden önce, kısaca eserin sahibini tanıyalım.
Yahudi bir ailenin çocuğu olan Muhammed Esed, Ukrayna’nın Lvov şehrinde 1900 yılında doğdu. Anne tarafından dedesi bir Yahudi hahamı idi. Ailesinden husûsi bir Yahudilik eğitimi aldı.
Öyle ki, 13 yaşında İbrâniceyi su gibi biliyor, Tevratı ve Yahudiliğe ait diğer kitapları rahatça okuyordu.
Esed 14 yaşındayken âile Viyana-dadır. 20 yaşına gelen Esed, Viyana’yı terk ederek Prag’a, oradan da Berlin’e geçer. Orada film yönetmenliği ve senaristlik yapar. United Telegrabt adlı ajansta muhabir olur.

Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi

Kadim dostum ve meslektaşım İhsan Işık'ın yıllardan beri yayına hazırladığı Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi'nin genişletilerek 10 cilde çıkarılan yeni baskısının yayınlanması, son ayların en önemli kültür olayıdır. 10 ciltlik bu resimli ve örnekli ansiklopedide 10.366 biyografi şiir, hikaye ve deneme örnekli ve indeksli olarak yer alıyor. İhsan Işık'ın insana şaşkınlık veren bu genişletilmiş çalışmanın yeni adı. Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi...

İslam dünyasının dayanılmaz cazibesi!

İslam dünyasını çok iyi bildiğinden şüphe duyulmayan bir akademisyen, Michigan Üniversitesi tarih bölümünde öğretim görevlisi, gazete haberleri ve TV programlarından ismine ve yüzüne aşina olduğumuz bir analist Juan Cole. Geçen ay yeni bir kitabı çıktı: Engaging the Muslim World (İslam Dünyasının Cazibesi).
John Esposito’nun “herkes mutlaka okumalı” dediği bu kitap, benim de sakin bir kafayla yeniden okuyacağım dediğim kitaplar arasına şimdiden girmiş durumda.

İslam sanatının kaynaklarına doğru

İslam sanatı, üzerinde çalışanları bazı temel sorunlar konusunda dâima bir zihin karışıklığına sürükleyecek içerimlere sahip olmuştur.
Özgün bir İslam mimarisinin olup olmadığı ya da İslamî dünya görüşü gereği figüratif sanatın yasaklanmış olup olmadığı hakkında tekrar eden sorgulamaların altında, kuşkusuz, İslam sanatına ve bu sanatın kaynağını oluşturan Kuran’a ilişkin bilgi eksikliği yatmaktadır. Titus Burckhardt’ın İslam Sanatı: Dil ve Anlam başlıklı yapıtının önemi, bu sorulara anlaşılır ve inandırıcı yanıtlar vermesinin ötesinde, tüm yargılarını Kur’an merkezli bir yaklaşımla sınamasından kaynaklanmaktadır. Burckhardt’ın Kur’an merkezli yaklaşımı, İslam sanatının belirli bir zihinsel arka plana dayandırılmasını da sağlamaktadır; çünkü yazar bu sanatı, art arda sıralanan bir formlar tarihi olmaktan çıkarmakta, belli bir tarihte belli koşullarda üretilen formların niçin başka türlü değil de o şekilde yapıldığını, İslam düşüncesine nüfûz ederek yanıtlamaya çalışmaktadır.

İslami kimliğime karşı çıkan ebeveynime nasıl davranayım?

Soru: Arkadaşlarımla okuduğum kitaplar sayesinde İslami kimliğimi kazandım. Ancak ailem etkilendiğim arkadaşlarımı tanımıyor, hatta tanısalar bile önyargı ile bakarak aleyhlerinde konuşmaktan geri kalmıyor.

Bu sebeple ailemle aramda farklı yaklaşımlar oluşuyor. Ben onların dine karşı ilgisizliklerine karışmadığım halde onlar benim dindarlaşmama pek razı olmuyor; "Bu yaşta namazında, niyazında kendini beğenmiş bir ihtiyar gibi başımıza vaiz kesilmeni istemiyoruz, yaşlanınca böyle giyinir, böyle yaşamaya başlarsın..." gibi cümleler kuruyorlar. Bu durumda ben haklıyım, diyerek sert karşılık versem mi, yoksa anne babadır diye idare etmeye mi çalışsam diye düşünüyor, nasıl davranacağımı bilemiyorum. Ailemin bu türlü karşı çıkışlarına nasıl karşılık vermemi tavsiye edersiniz?..

***

Kemal Karpat’tan siyasal İslam üzerine

Prof. Kemal Karpat’ın başyapıtı sayılan İslâm’ın Siyasallaşması, Timaş Yayınları’nca yeni baskısıyla okura sunuldu. Kitabında Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. ve 20. yüzyılda geçirdiği dönüşümü inceleyen tarihçi, II. Abdülhamid’i 19. yüzyıl Osmanlı modernleşmesinin baş aktörü olarak görüyor.
İSLÂM’IN SİYASALLAŞMASI, KEMAL H. KARPAT, TİMAŞ YAYINLARI, 800 SAYFA, 50 TL

İslam’ın moderniteyle imtihanı

Prof. Dr. Bedri Gencer’in, ilk baskısı 2008’de yapılan İslâm’da Modernleşme adlı eseri gözden geçirilmiş yeni basımıyla okura sunuldu. 1839-1939 arasındaki yüz yılı kapsayan kitap, modernizmin İslam düşüncesi ve toplumları üzerindeki etkilerini inceliyor.
İSLÂM’DA MODERNLEŞME, BEDRİ GENCER, DOĞU BATI YAYINLARI, 895 SAYFA, 55 TL

‘İbnü’l Arabî’yi ancak İslam medeniyeti yetiştirebilirdi’

Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin (1164–1240) “İslamiyet’teki bütün zâhîri ve bâtınî ilimleri kapsayan” Fütûhat-ı Mekkiyye adlı eşsiz eserinin tercümesi ilk kez tam metin olarak Türkçede. Doç. Dr. Ekrem Demirli, altı yılın sonunda bu zahmetli tercümeyi tamamlamak üzere. On yedi cildi yayımlanan Fütûhat-ı Mekkiyye’nin son cildinin çevirisine başlayan Demirli ile İbnü’l-Arabî’yi, etkisini, ona olan ilgiyi ve tercümede yaşadığı zorlukları konuştuk.
FÜTÛHÂT-I MEKKİYYE, MUHYİDDİN İBNÜ’L ARABÎ, ÇEV.: DOÇ. DR. EKREM DEMİRLİ, LİTERA YAYINCILIK, 30 TL

Bir söyleşinizde “Tasavvuf, ilk kez İbnü’l-Arabî ve takipçileriyle birlikte metafizik bir çerçeve kazanarak İslam ilim geleneğinin merkezine yerleşti.” diyorsunuz. Sizin deyişinizle “bütün tasavvufu temsil eden” bu önemli eserin tercümesi için neden bunca yıl beklendi?

İslami bilimler tarihi

Fuat Sezgin’in 1961’de Frankfurt’a gelmesiyle kendisi için yeni ve zor bir hayat devresi başlamıştı. Çünkü bir misafir hoca idi. Hem hayatını kazanmak hem de İslâmi bilimler tarihi üzerindeki kitabını yazmaya başlamak ve devam etmek mecburiyetleri ve zorlukları ile karşı karşıya idi.

Goethe, İslam’a ne kadar yakındı?

Katharina Mommsen, Goethe ve İslam kitabında Goethe’nin “Müslüman olup olmadığı” iddiasının kenarından dolaşıp şairin İslam’la kurduğu ilişkiyi irdeleyerek kitaplarından ve mektuplarından Kur’an’a verdiği referansları tespit ediyor.
GOETHE VE İSLAM, KATHARINA MOMMSEN, ÇEV.: SENAİL ÖZKAN, ÖTÜKEN NEŞRİYAT, 420 SAYFA, 40 TL

Harika bir kitap: ‘Goethe ve İslam’

Senail Özkan ismini okuyucularımdan çoğunun iyi bildiğinden eminim. Büyük Alman şarkiyatçısı Annemaria Schimmel’in Türkiye’de daha iyi tanınmasını sağlayan ve Goethe’nin ünlü Doğu-Batı Divanı’nı tam metin olarak dilimize kazandıran seçkin bir felsefeciden söz ediyorum.

Felsefe meraklılarına onun Nietzsche hakkındaki Kaplan Sırtında Felsefe ve Schopenhauer hakkındaki Paradokslar Üzerinde Raks isimli muhteşem eserlerini özellikle tavsiye ederim. Çeşitli makalelerinin yer aldığı Aşk ve Akıl Doğu ve Batı adlı kitabında da Avrupa’nın önemli filozof, şair, yazar ve metafizikçilerinin hayata sanata, hürriyete ve metafiziğe bakışlarını inceleyerek okuyucularına geniş bir ufuk turu yaptıran aziz dostumuzun dikkatlerden kaçmaması gerektiğine inandığım iki yeni tercümesi var: Joseph von Hammer’den İstanbul ve Boğaziçi I (Türk Tarih Kurumu, 2011) ve Katherina Mommsen’den Goethe ve İslam (Ötüken Neşriyat, 2012).

Türkiye’de İslam sanatlarının geometrisini bilen yok!

Sultanahmet'teki İstanbul Tasarım Merkezi (İTM) ve Ümraniye Belediyesi, 23 Eylül Pazartesi günü Türkiye'de ilk kez düzenlenen bir sempozyum gerçekleştirecek. 1. Uluslararası İslam Sanatında Geometrik Desenler Çalıştayı, başta Hollanda olmak üzere, zaman zaman dünyanın farklı ülkelerinde düzenleniyor.

İçeriği paylaş