II. Abdülhamid'in Kütüphanesi 28 Şubat'ta Çöpe Atıldı

II. Abdülhamid'in Kütüphanesi 28 Şubat'ta Çöpe Atıldı
Prof. Kemal Alemdaroğlu’nun rektörlük yaptığı 28 Şubat döneminde İstanbul Üniversitesi'ndeki II. Abdülhamit kitaplığının çöpe atıldığı ortaya çıktı.

İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nin 'Nadir Eserler Bölümü', Sultan Abdulhamid'in özel kütüphanesidir ve hükümdarın 33 senelik iktidarı sırasında binbir zahmetle toplayıp Yıldız Sarayı'na getirttiği her biri birbirinden kıymetli kitapları barındırır. Yıldız Sarayı'nın 31 Mart ayaklanmasından sonra defalarca uğradığı yağmalardan kurtulabilmiş tek bölüm olan kütüphane, Cumhuriyet'in ilanından sonra kararname ile İstanbul Üniversitesi'ne verilmiştir, uzun seneler ciddi bir ilim merkezi olan kütüphane, Pof. Kemal Alemdaroğlu'nun döneminde talana uğradı.

Alemdaroğlu'nun eseri!

Osmanlıca sözlüklerin hepsine tek tıkla ulaşmak

İnternette düne kadar osmanlıca bir kelime arandığında ulaşmak imkansızdı. Artık mümkün. Tek bir tıkla bir osmanlıca kelimenin nerede nasıl geçtiği herşeyi ile belgeleniyor.

Bu muhteşem çalışmayı kullanmaya başladığınızda tiryakisi olacaksınız.

Bir tek kelime kaçtane sözlükte geçmiş nasıl anlatılmış. Vs vs. neyi merak ediyorsan çok kolay ve hızlı bir şekilde ulaşacaksınız.


Örneğin ateş kelimesi.. Hangi sözlükte kaçıncı sayfada.. kaçıncı sırada görebiliyorsunuz.

Ve daha da güzel olanı her bir maddeyi online okuyabiliyorsunuz..

Ateş kelimesini latin yazıma göre de analiz edebiliyorsunuz.

Müntehabat-ı lugat-ı Osmaniye yazarı kimdir

Kitab-ı müntehabat-ı lugat-ı Osmaniye kitabının yazarı Mustafa Şükri Eyyubi olarak geçmektedir..

İlginç olan bazı yerlerde James Redhouse yazmış gibi gösterilmekte. Böyle birşey kesinlikle mümkün değildir.

1. neden kitap 1840 larda gözükmektedir. Osmanlıya gelir gelmez bu kadar derin bir çalışmayı 5-10 senede hazırlaması teorik olarak imkansız.

2. neden yaptığı çalışmaların seyri, türk milletinin menfaatinden çok ingilterenin menfaati doğrultusundadır. Böyle bir türkçe çalışması mümkün değildir. Redhouse'un bilinen hikayesi dışında farklı bir özel hikayesi olabilir.

3. neden osmanlıca ile alakalı benzer hiç bir çalışması yoktur.

4. Hiçbir osmanlıca baskısında basılmış eser içinde Redhouse a delalet edecek bir yazı yoktur. tam tersi farklı halil isminde bir zaatın ismi geçmektedir.

Fakat Redhouse kütüphanesinde bu eser olupta onun kütüphanesinde olmasından dolayı ithaf olunmuş olabilir.

TÜRKİYE TÜRKÇESİNİN TARİHİ SÖZLÜKLERİ

Türkiye Türkçesinin tarihi bildirime konu seçmem, aslında bir bakıma Türk Dil Kurumunda yürütmekte olduğumuz “Türkiye Türkçesi Sözlükleri Projesi”nin içinde yer alan çalışmaların bir alt bölümünü oluşturan “Türkiye Türkçesinin tarihi Sözlükleri” adlı alt projeyi tanıtmaktır.

Diyanet islam ansiklopedisinde sözlük maddesi

Sözlüğün Arapça karşılığı olan lugat kelimesi “söz söylemek, boş konuşmak; kuş ötmek” anlamlarındaki lağv kökünden türemiş bir isim olup “toplum bireylerinin duygu ve düşüncelerini birbirine anlatmak için kullandıkları kelimelerden meydana gelen eser” demektir. IV. (X.) yüzyılın sonlarına kadar yazılan lugat kitapları konularına göre değişik adlar taşıdığından sözlük kavramını karşılayan ortak bir terim henüz mevcut değildi. Bu dönemde ve daha sonraki süreçte lugat kelimesi “dil, lehçe” mânasına geliyordu. “Sözlük bilimi” anlamında ilmü’l-luga ve mu‘cemiyyât ile sözlük karşılığı olarak kullanılan mu‘cem ve kāmûs kelimeleri sonradan terim haline gelmiştir. Mu‘cem “sözün kapalı ve anlaşılmaz olması” mânasındaki ucme kökünden ism-i mef‘ûl veya masdar olup “kapalılığı ve bilinmezliği giderilmiş söz” demektir. Sözlük âlimleri, “kelimelerin alfabetik dizimi” anlamında kullandıkları mu‘cem terimini hadisçilerden almakla birlikte bunun tarihi kesin şekilde bilinmemektedir.

Meçhul bir sözlükçü: Hüseyin Remzi Bey

TÜRK Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ali Birinci, lügatçi Hüseyin Remzi Bey’in ardında birçok eser bırakmasına rağmen hakkında birşey yazılmadığını belirterek, ‘’Bence O, lügatçilik tarihinin en meçhul ve en meşhur ismidir’’ dedi. Prof. Dr. Ali Birinci, bazı insanların hocalarından dolayı büyük bir ateş aldığını fakat Arapça ve Farsça bilen Dr. Hüseyin Remzi Bey’in hocalarından bilinen bir kimsenin de olmadığını söyledi. Hüseyin Remzi Bey’in tam zamanında lügatçiliğe yelken açtığının altını çizen Prof. Dr. Birinci, ‘’Lügat ne zaman basılır? İhtiyaç hissedildiğinde basılır. Meselâ ‘Vankulu Lügati’ niçin basılmıştır? Çünkü medrese talebeleri ihtiyaç hissetmiştir. Vankulu, elle yazılamayacak kadar hacimlidir ve bunun için matbaada basılmıştır’’ diye konuştu.

BASILMIŞ OLAN İLK TÜRK YEMEK KİTABI “MELCEÜ'T –TABBÂHİN”

The First Published Turkish Cookery Book “Melceü't–Tabbâhin”

Nilüfer ACAR TEK, Metin Saip SÜRÜCÜOĞLU**

Özet: Melceü't -Tabbâhin (Aşçıların Sığınağı ) adlı eser, Mehmet Kamil tarafından 1844 yılında basılmış olan ilk Türk yemek kitabıdır. Bu eser Mehmet Kamil’in uzun araştırmaları sonucunda or-taya çıkmış olan yeni tarifleri Türk mutfağına kazandırmıştır. Kitap basıldığı dönemde oldukça ilgi görmüş ve 44 yıllık süreçte baskısı dokuz defa yenilenmiştir. Batı usulü yemekler ilk kez bu kitapta yer almış ve kendisinden sonra basılan yemek kitaplarına temel teşkil etmiştir. Basılan ilk Türk ye-mek kitabı olması ve Türk mutfağına getirdiği yenilik ve çeşitlilik açısından önemli bir kültürel mi-rastır.
Anahtar kelimeler: Türk mutfağı, İlk Türk yemek kitabı, Mehmet Kamil

el-KĀMÛSÜ’l-MUHÎT

(القاموس المحيط)

Fîrûzâbâdî’nin (ö. 817/1415) Arapça’dan Arapça’ya sözlüğü.

LUGAT-ı NÂCÎ

(لغت ناجي)

Muallim Nâci’nin (ö. 1893) Batı kaynaklı kelimelere de yer verilen Osmanlıca sözlüğü.

Bulgar Kütüphanesi'ndeki el yazması eserler internette

Bulgar Kütüphanesi'ndeki el yazması eserler internetteBulgaristan Mili Kütüphanesi'ndeki eserler internetten yayınlanıyor. Kütüphanede Türkçe, Arapça, Farsça yazma eserlerin yanı sıra Osmanlı sicilleri ve arşivlerinden örnekler de bulunuyor
Bulgaristan Milli Kütüphanesi sanal ortama taşındı.

Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce başta olmak üzere birçok dilde eski eserleri bünyesinde bulunduran Bulgaristan Mili Kütüphanesi birçok eseri pdf formatında internet sitesine yükledi.

Kütüphanede birçok matbu eserin yanı sıra eski el yazması eserler de mevcut. Bazı devlet sicilleri ve arşivlerinin de bulunduğu kütüphanedeki tüm eserler aşamalı olarak mikrofilmleri çekildikten sonra pdf formatında web sitesine yükleniyor.

Kütüphanede bulunan Türkçe eserlerin büyük bir çoğunluğu cumhuriyetin ilk yılarında Bulgaristan'a hurda kağıt fiyatına satılan eserlerden oluşuyor. Bulgaristan Mili Kütüphanesi dünyada en büyük yazma eser koleksiyonlarından birine sahip...

Kimya-yı Saadet

Bakır ve pirinci kırmızı altın yapan maddî kimya zor ele geçtiği gibi, insanlık cevherlerini hayvanî bulanıklardan arıtıp melekler safiyetine eriştiren, onu altın gibi paslanmaz ve devamlı yapan mücahede kimyası da zor elde edilir. Bu kitaptan maksat, hakikat ilâcının ecza ve bileşimini okuyucularına kolaylıkla açıklamaktır. Bu sebeble bu kitaba "Kimya-yı Saadet" adını verdik. Bağışlayan Allah'tan niyaz ederim ki, onu adına uygun ve kimya gibi hizmete lâyık eylesin. Bilhâssa bu kimya diğer kimyalardan üstündür. Hattâ kimya adı buna hakikat, diğerlerine mecazdır. Çünkü diğer kimyaların değer ve itabarı, bakır ve pirinci paslanmaktan koruyup onlara geçici bir miktar safiyet vermektir. Bu kimya ise, bizzat büyük nimetlerin ve ebedî hayatın sebebidir. Zira hayvanî sıfatları insanî sıfatlara, nefsanî halleri rûhbaniyete tebdil eden bu kimyadır ve yine ebedî mutluluğun rabıtası, sonsuz saadetin vasıtası bu kimyadır.

Nadir eserler de sanal dünyada

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü’ne bağlı Atatürk Kitaplığı’nda bulunan Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi ile basılmış 40 bin nadir eser, dijital ortama aktarıldı. Elyazması eserlere, ‘katalog.ibb.gov.tr’ internet adresinden ücretsiz ulaşılabilecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yazma eserlere ulaşmak isteyip de mekân ve zaman engeline takılan araştırmacılar için yeni bir projeyi hayata geçirdi. Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü’ne bağlı Atatürk Kitaplığı’nda bulunan Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi ile basılmış 40 bin nadir eser, dijital ortama aktarılarak araştırmacıların hizmetine sunuldu. Eserlerin kataloglanması, dijital ortama aktarılması ve hizmete sunulması, hazırlıkları 12 ay süren proje ile basılı kültürel mirasın korunması, erişiminin kolaylaştırılması ve gelecek nesillere aktarılması amaçlanıyor.

Şamil İslam Ansiklopedisi

Hz. Peygamber (s.a.s.)'e ilk vahiy Milâdi yedinci yüzyılın başında Mekke câhiliye ortamında geldi. İslâm o günden zamanımıza kadar her dönemde ayrı usullerle tebliğ edilegelmiştir. İslâm'ın asli kaynakları olan Kur'an ve Sünnet yepyeni bir kavram sistemi ortaya koymuş ve bu sistem çerçevesinde insanların karşılaştığı problemler tanımlanarak hükümler belirlenmiştir. Müslümanların hayatın içinde karşılaştıkları yeni problemleri, ilgili oldukları kavram çerçevesi içerisinde ictihadlarla çözüme kavuşturabilmeleri bu dinin en güzel ve bâriz özelliklerinden biridir. Dolayısıyla çeşitli durum ve yaşama araçlarının inançlarla mutabakat sağlaması konusunda gösterilen hassasiyet, müslümanları her dönemde tebliğe yöneltmiş, bu tebligin Kur'an ve Sünnet ışığında şekil ve usul degiştirmesi ve yeni metodların ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur.

Riyaz'üs Salihin İmam Nevevi

Hadis kaynakları arasında önemli bir yer teşkil eden İmam Nevevi'nin muazzam eseridir.
Tam adı riyâzü's-sâlihîn min hadîsi seyyidi'l-mürselîn olan eser, imam nevevî'nin çalışmaları arasında önemli bir yer tutar. Nevevî bu kitabını, 45 yıllık kısa fakat çok verimli hayatının en olgun ve bereketli dönemleri kabul edilen bir yaşta, 40 yaşlarında yazdı. bundan üç sene önce de, bir başka önemli eseri el-ezkâr'ı telif etmişti. Riyâzü's-sâlihîn'in telifi, 14 ramazan 670 (1271) tarihinde bir pazartesi günü tamamlandı.
İmam nevevî, kitabını yazarken bazı prensipler gözettiğini eserinin önsözünde belirtir. Buna göre riyâzü's-sâlihîn'in başlıca özellikleri şunlardır:
_İnsanlara dünya ve âhiret saâdetini kazanma yollarını gösterecek, zâhirî ve bâtinî edepleri elde etmelerini sağlayacak, iyiyi ve güzeli teşvik, kötüden ve çirkinden uzaklaşmayı temin edecek sahih hadislerden oluşan muhtasar bir kitap olacaktır.

İmamın Manken Kızı Emine Şenlikoğlu

Zalimden alim, alimden zalim doğar, sözünü doğrulayan babasınının değerlerinden nefret eden bir genç kızın öyküsü İmamın Manken Kızı!.
Fatma , evin genç kızıydı. Zeki ,sürekli kitaplar okuyan bir gençti. Fatma’nın babası imamdı.Fatma , babasının imam olmasına tahammül edemiyordu.Çünkü , Fatma küçükken bazı insanlardan bir şeyler duymuştu İmamlık mesleği ile alakalı. O yüzden Fatma babasının bu mesleğini hiç sevememişti.

İçeriği paylaş